"Bu kitap, kendi bilgi ve görgülerim dışında, bir lokma ekmek için kötü iş şartları içinde zehir gibi bir hayatı yaşayanlardan derlenmiş malzemeyle meydana gelmiştir.
Nobel ödüllü Türk yazar Orhan Pamuk’un Beyaz Kale adlı eseri kanuni devrinde geçen 1985 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlanan tarihî bir romandır. Beyaz Kale,17. yüzyılda istanbul’da geçmektedir.
“Bir adam kralın kapısını çalmış ve ona demiş ki, Bana bir tekne ver.”
Bilinmeyen adaların kalmadığına inanılan bir dönemde bilinmeyen ada arama cesaretine sahip bir adamla böyle bir cesareti görüp hayatını değiştirebileceğine inanan bir kadının büyük usta Saramago’nun eşsiz anlatısında edebiyat tarihine geçen yolculukları böyle başlar. Emrah İmre’nin Portekizceden çevirisi ve Birol Bayram’ın desenleriyle okurun minör başyapıtlarından olacaktır Bilinmeyen Adanın Öyküsü.
İlk gençlik yıllarına takılıp kalan benim neslim adına, 1978 yılını ve bilhassa Mart ayını kayda geçirmek istedim. Roman kurgusu içinde olaylar, doğruluğundan çok mantığı ve duyguları ile o günlere ait gerçekleri takip ediyor. Yazdıklarımı yaşadıklarımdan, gördüklerimden, dinlediklerimden ve araştırmalarımdan çıkarttım.
Zweig bu novellasında bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir.
Gülşah ve Şahin ülkemizde yaşanmış binlercesinden sadece biri. Gülşah'ın sevgiyle harmanlanmış anılarında yolculuk ederken bu aşka imreneceksiniz. Onlarla beraber ağlayacak ve belki de sinirlenip isyan edeceksiniz. Bu aşkın içinde kendinizden, çevrenizden mutlaka bir şeyler bulacaksınız. Çünkü bu kitap biraz sen, biraz ben, biraz da öteki. Bir Türkiye mozaiği…
Jack London’ın 1900 yılında yayımladığı Kurdun Oğlu adlı derlemenin içinde yer alan Bir Kuzey Macerası, Homeros’un Odysseia destanını andıran, zorlu engellerle dolu, çetin ve “dönüştürücü” bir yolculuğun hikâyesidir.
Hayatındaki insanların kişiliklerini, değerlerini, özgünlüklerini ve varlıklarını öğütüp yok eden narsis bir adamın cenderesinde sıkışıp kalan ve giderek gücünü yitirmekte olan genç bir kadının kişilik mücadelesinin romanıdır Bir Narsisin Gölgesinde On İki Ay...
Julia’nın babasıyla olan sorunlu ilişkisi bir türlü rayına oturmamıştır. Neredeyse hiç görüşmez, çok az haberleşir ve konuştukları nadir durumlarda pek anlaşamazlar.
Julia, düğününden üç gün önce babasının sekreterinden bir telefon alır. Tıpkı Julia`nın tahmin ettiği gibi babasının düğüne katılamayacağı bildirilir. Ancak Julia ilk kez babasının mazeretinin kusursuz olduğunu kabul etmek zorunda kalır.
“Pandemiden sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, iyiden iyiye kutuplaşan dünyamız bir kavşakta ve hepimiz akıl sağlığımızı koruyarak hangi yolda yürüyeceğimizi bir an önce seçmeliyiz” diyor Elif Şafak.
Böyle Söyledi Zerdüşt – Hasan Ali Yücel Klasikleri Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha...
“Herkesin umutları vardı ve umutsuzlukları, herkesin imkânları vardı ve imkânsızlıkları.
Hayat iki uçluydu her daim, kutlamaların konfetileri ve vedaların külleri arasında gidip geliyordu gerçeklik.”
Bunu Sen Oku, başarının zirvesini de hayallerinin sayısız kez yerle bir olmasını da görmüş birinin unutuşa direnen, inancını koruyan sözleriyle yazılmış bir hayat şarkısı.
Zaman, Sonsuzluk'un bir kırıntısından başka bir şey değil ve biz bakışlarımızı bu kırıntıdan kaldırmazsak ölümden korkmayan bir hayatın yoğunluğunu asla yaşayamayız.
Bir psikiyatrist olan Gülseren Budayıcıoğlu, hastalarından deneyimlediği yaşamlara yer verdiği romanlarını okuyucu ile buluşturmaya devam ediyor. Bunlardan biri olan Camdaki Kız kitabı da hikayesiyle, sizi alıp derin düşüncelere daldıracak türden bir roman.
Ankara Emniyeti’nin Cinayet Bürosu’nun aykırı başkomiseri Behzat Ç., öfkesinden yorgun düşmüş, yine hayalet gibi dolanıyor ortalıkta. Tabii Hayalet’le ve Akbaba ve Harun’la beraber... Bazen de Cinayet’in kızı Seher’le, Cinayet’in kedisi Gaspi’yle beraber...
Nişantaşlı bir ailenin 20. yüzyılın başından itibaren üç kuşak boyunca serüvenlerini anlatan bu kitap ev içlerinin renklerini, zamanın akışını, günlük sıradan konuşmaları akılda yer eden kahramanlar aracılığıyla saptarken, okura geleneksel romandan alınacak hazları bütünüyle veriyor.
Rizzoli’nin bu cinayetlerde Hoyt’tan izler görmesini yaşadığı travmaya bağlayanlar mı haklıdır, yoksa Warren Hoyt –Cerrah– kendisine bir çırak mı bulmuştur?
“Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran insanlar basit maceracılar, küskünler veya kendine yer arayanlar değildir. Her birinin imparatorlukta komutan olarak, bürokrat olarak, münevver olarak seçkin bir yeri zaten vardı. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran insanların idealini takip etmemiz gerekiyor. Çünkü onlar devrin modası olan demokrasi düşmanlığına değil, kurdukları cumhuriyetin demokrasi niyetli bir devlet olarak devamına çalıştılar. Hepsini şükranla anıyoruz ve anmalıyız.”
- İlber Ortaylı