Gerçekten “özgür” müsünüz?
Dilediğiniz zaman dilediğiniz yemeği yiyebiliyor olmak mıdır sizce özgürlük?
Toplumsal hiçbir baskı hissetmeden içinizden geldiği gibi giyinebiliyor olmak mı yoksa?
Hayvan Atlası; dünyayı gezmek, yeryüzünü en uzak noktalarına kadar keşfetmek ve her habitatın kendine özgü canlısıyla tanışmak isteyen tüm macerasever ve meraklı çocuklar için yazıldı.
Kitabın olay örgüsü, Bay Jones adlı bir adamın sahip olduğu Beylik Çiftliği’nde geçiyor. Bay Jones tarafından kötü davranılan hayvanlar, bu durumdan son derece rahatsız oluyor.
Dr. Louis Creed ve ailesi eski kızılderili mezarlığındaki ruhların gazabına uğramışlardı... Bunun elbette nedenleri olmalıydı!...
STEPHEN KiNG okurlarını, doğaüstü olaylarla bezenmiş heyecanların doruğuna götürüyor.
“Önce her şey bir toz bulutuydu.” Kulağa çok tanıdık geliyor değil mi? Bilindiği üzere bu ifade, karşı tarafın bir konuyu tüm detaylarıyla kavraması adına günümüzde muzipçe kullanılan bir kalıp.
Roman 19. yüzyılda Paris ve Le Havre arasındaki demiryolu hattında geçen bir suç ve aşk hikâyesidir; insanın öldürme içgüdüsünü ve nasıl bir kötülük makinesine dönüşebileceğini anlatır.
New York Times çok satanlar listesinde yer alan ve dünyanın en prestijili çocuk edebiyatı ödüllerinden Caldecott Onur Ödülü sahibi Hepi Topu Bir Tekir, bakış açısının gördüğümüz her şeyi tamamen değiştirebildiğinin ispatı.
Toprakta tohumlar, ağaç kovuğunda sincaplar, gökyüzünde gezegenler, yeraltında madenler Allah’ı anlatıyor… Bunu fark eden çocuklara bambaşka bir dünyanın kapıları açılıyor…
Kader, insandan vazgeçmiyor. Anbean yeniden ve yeniden yazılıyor. Öyle anlar geliyor ki yapmam dediğin şeyi yapıyorsun, katlanamam dediğin şeye katlanıyorsun, sevemem dediğini seviyorsun, gidemem sanırken bir anda çekip gidebiliyorsun, öldüm diyorsun ama yine de yaşıyorsun...
Anlatılması ve anlaşılması biraz zor olan bu konuları çocuklarımızın kolayca anlayabileceği şekilde hikâyeleştirdik. Her gün vaktinizin bir kısmını çocuğunuza ayırarak onunla birlikte kısacık hikâyeleri okuyabilir, çocuğunuzun iman esaslarını kavramasına yardımcı olabilirsiniz.
Şehir şehir dolaşıp Homeros’un destanlarını anlatmayı görev bilen Homeros Oğulları’nın hüküm sürdüğü erkek egemen düzende o da kendini Homeros’un kızı olarak görür.
Büyük Amerikan romanları arasında yerini alan Huckleberry Finn'in Maceraları, Mark Twain'in de en iyi yapıtı olarak kabul edilir. Eğitimsiz, batıl inançlara sahip, ama iyi kalpli bir çocuk olan Huck, işsiz güçsüz ve ayyaş babasından kaçar.
Çocuklarına mahremiyet eğitimi vermek isteyen ebeveynlerin çocuklarıyla beraber okuyacakları ve mahremiyet eğitimini kolaylıkla çocuklarına verebilecekleri, bu eğitimi verirken Hüso aracılığı ile nelere dikkat etmeleri gerektiğini anlatan bir eser.
Sanırım insanlar büyüdükçe, akılları ile kalpleri arasındaki mesafe de açılıyor. “Aklım başka bir şey, kalbim başka bir şey söylüyor” demeye başlıyorlar. Oysa, aklımızın onayladığını kalbimiz sevmeli, kalbimizin sevdiğini de aklımız onaylamalıydı.
Zaman olarak İkinci Dünya Savaşı’nın bir gün öncesini konu edinen Huzur romanı, hacimli hikayesinde şimdiki ve geçmiş zamanları bir arada barındırıyor. Dört bölümden oluşan romanın ilk ve sonuncu bölümlerinde, yaşanan bir günlük zaman dilimi ele alınıyor. İkinci ve üçüncü bölümlerde ise söz konusu zamanın bir yıl öncesi anlatılıyor.
M. Fatih Çıtlak, Huzur Defteri’nde, bizi bu dergâh ve çevresinde yaşananlara götürüyor, Safer Efendi’nin huzurunda tuttuğu notları ve dinlediği sohbetleri bizimle paylaşıyor.
Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz…
Gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alınarak kaleme alınmış.11 yaşındaki Melody'nin hastalığının adı Spastik ikili kuadripleji yani beyin felci. Yürüyemiyor, konuşamıyor, tekerlekli sandalyeye mahkum.
İsteyip istemedeğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticede aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum,
Hepimiz “daha doğru yaşamaya” çalışıyoruz. Sürekli öğrenme peşindeyiz ama gittikçe genişleyen bilgi havuzundan çoğu zaman doğruları seçemiyoruz. Uzmanlar da sıklıkla görüş ayrılığına düşüyorlar. Konu “insan” iken, bilim de bu kadar açık ve net bir araçken bu kadar anlaşmazlık nereden geliyor?
Hepimiz “daha doğru yaşamaya” çalışıyoruz. Sürekli öğrenme peşindeyiz ama gittikçe genişleyen bilgi havuzundan çoğu zaman doğruları seçemiyoruz. Uzmanlar da sıklıkla görüş ayrılığına düşüyorlar. Konu “insan” iken, bilim de bu kadar açık ve net bir araçken bu kadar anlaşmazlık nereden geliyor?