Engin bilgi birikimi ve hakim üslubuyla adından söz ettiren Ortaylı; bu kez karşımıza yalnızca cevaplarla değil, bir kitap dolusu yanıtı olan şu soruyla çıkıyor: “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?”
Her birimizin bu hayatta başarmak istediği hedefleri, hayalini kurduğu bir hayat var ancak bunları elde etmenin kısa veya kestirme bir yolu yok. Hedeflerini gerçekleştiren başarılı insanların anlattığı hikâyeler dolambaçlı yollarla dolu. Dr. Susan David’in bulgularına göre bu tür insanlar bu başarılara popüler psikoloji mottosu uyarınca pozitif düşünerek (negatif duygularını bastırarak) imza atmıyorlar. Bu insanların başarı oranını zekâları, yaratıcılıkları veya hayat şartlarındaki farklılıklardan ziyade iç dünyalarıyla baş etme biçimleri (duygusal çeviklikleri) belirliyor.
Dünyaya ceza çekmeye değil, kendini deneyimlemeye, eğlenerek öğrenmeye, sana verilen akıl ve yetenek ile onu şekillendirmeye geldiğini biliyor musun? Allah “Ol” dedi ve Ol’duk. Her şey bir düşünce ile başladı. Sen de düşüncelerinle hayatını şekillendirdiğinin farkında mısın?
Kemal Sayar, içinden geçtiğimiz bu zor dönemin üzerimizdeki etkilerini anlatıyor ve “ruhsal direnç”ten bahsediyor bize. Darbe girişiminde de, yurdun dört bir yanını bombalarla sarsan terör eylemlerinde de diri tutulan cesareti, basirete çevirme zamanı şimdi.
Onu çantanda taşı.Kendini bir yol ayrımında bulduğunda, kararsızlık yaşadığında, ruhun yolunu kaybettiğinde kitabı çantandan çıkar. Rasgele bir sayfasını aç. Ve okumaya başla…
Sevdiğiniz için kıskançlığa kapıldığınız oluyor mu?
Peki ya, sevdiğiniz için kendinizi gözden çıkardığınız, var gücünüzle fedakârlıklarda bulunduğunuz, kendinizi sorgusuzca uğruna adadığınız, benliğinizden çaldığınız zamanlar var mı?
Modern terapiler eliyle yalnızlaşma, katı bireycilik, yabancılaşma veya narsisizm gibi modernliğe mahsus bazı 'hastalıklar' çoğaltılıyor mu? Terapi, kimileyin çözümünü hedeflediği sorunları, kendi eliyle üretebilir mi? Elinizde tuttuğunuz kitap, hem bir modern çağ eleştirisi sunuyor, hem de bu sorulara cevap arıyor.
Bir erkek ve kadının birbirini yargılaması nükleer saldırı gibidir. Bu saldırı sonucunda duygusal boşluk oluşur. Duygusal boşluk ise duygusal kansere neden olur. Duygusal kanserin bir tek ilacı vardır; o da sevgidir. Çünkü aşk insanı şarj eder.
"Beş Sevgi Dili"nde, nasıl olduğunu anlamadan, sevginin eşsiz dillerini konuşmayı, anlamayı ve eşinize sevginizi etkili bir şekilde gösterip, karşılığında gerçek sevgiyi bulmayı öğreneceksiniz.
Hayatını Yeniden Keşfet en acı veren, hayat boyu süren problemlerimizin üstesinden gelmek için pratik teknikler sunmaktadır. Ve ayrıca, bu kitap yazarlarının aşırı hassasiyetini , şefkatini ve klinik görüşlerini yansıtıyor.
Gerçekten “özgür” müsünüz?
Dilediğiniz zaman dilediğiniz yemeği yiyebiliyor olmak mıdır sizce özgürlük?
Toplumsal hiçbir baskı hissetmeden içinizden geldiği gibi giyinebiliyor olmak mı yoksa?
İşte size iyi bir haber ! Kendinizi kaygı, suçluluk, kötümserlik, erteleme, düşük özgüven saygısı ve depresyonun diğer ‘dipsiz kuyularından’ ilaçsız kurtarabilirsiniz.
– Bir kuyumcunun vitrininde, bakan herkesin dikkatini çeken harika bir mücevher gibi göz kamaştırmak varken sokakta oynayan çocukların elindeki çamura bulanmış bir misket gibi olmak niye?
Şikâyet yarışçısı olmayan gizli kahramanların öyküsü...
Abartmayan, alçakgönüllü ve hoşgörülü insanlar, kişisel bütünlük içinde yaşama hizmet etmekten mutluluk duyar.
Şimdi, Şimdi’nin Gücü’nün devamı niteliğinde olan ve uzun zamandır beklenen bu kitap – yaklaşık sekiz yıldır yazdığı ilk kitap – Tolle’nin güçlü mesajını ve ruhsallığını tamamen yeni bir kuşağa taşıyor.
Yine de Sevdik “Biz bittik.” demişsin. Fakat sen, bitmenin ne demek olduğunu bilememişsin. Bitmek değildi bizimkisi, başlayamamaktı. Bitmek için başlamak gerekirdi biriciğim. Biz hiç başlamadık ki… Sen beni güzel sevmedin. Sana her adım attığımda beni biraz daha...